Konular

Üç Arkdaşın Hazinesi

Aç gözlülüğün sonunu anlatan güzel bir hikaye...

Üç Arkdaşın Hazinesi

Baratis adındaki bir ülkede kış mevsimi çok uzun geçermiş. Öyle soğuk olurmuş ki; ilkbahar hiç gelmeyecek sanılırmış. Artık insanlar soğuk gecelerden sıkılırlarmış. Dua ederlermiş. Sıcak günlerin gelmesini isterlermiş.

Bahar gelir-gelmez de insanlar kendilerini sokağa atarlarmuş. Kırlarda gezintiye çıkarlar, çiçek toplarlarmış. Çocuklar bütün kış boyunca dışarıda oynayamadıkları oyunların tadını doya doya çıkarırlarmış.

Kışın donan nehirler, gürül gürül aköaya başlarmış. Boyunlarını büken ağaçlar gökyüzüne doğru uzanırlarmış. Yani ilkbahar tüm güzelliğiyle gelirmiş insanların arasına.

İşte bu ülkede uzun kış mevsiminin ardından bu güzel baharlardan birisi çıkagelmiş. Çoluk-çocuk insanlar kendilerini sokaklara atmışlar. Bu insanlar arasında üç tane can-ciğer arkadaş varmış. Bunlar da tabîatın tadını çıkarmak için yemyeşil dağlara tırmanmaya başlamışlar. Konuşa konuşa yürüyorlar, ağır ağır ormanın derinliklerine dalıyorlarmış.

Bir süre sonra yorgunluk hisseden bu üç arkadaş kocaman bir çam ağacının gölgesine oturmuşlar. Az ileride usulca akan bir derenin şırıltısını duyuyorlarmış. Bahar yeli yaprakları hafif hafif sarsıyormuş.

Bu üç arkadaş sohbet ederken, birisinin eline çiviye benzer bir şey batmış. Elini kanatan şeyi merak eden adam toprağı sıvazlarken birden demir bir kapak yerinden oynamış İyice meraklanan adam kapağın altında ne olduğunu öğrenmek istemiş ve kapağı kaldırmış. Bir de ne görsünler, içeriye doğru uzanan karanlık mı karanlık daracık bir yol çıkmış ortaya. Önce ürkmüşler karanlıktan. İçeri girmekten çekinmilşer. Fakat bir cesaret gelivermiş üzerlerine başlamışlar yürümeye.

Yirmi adım ancak yürümüşler, birden jarşılarına üç adam boyunda bir kapı çıkmış. Korkarak itmişler kapıyı. Bu kapı, büyük bir odaya açılıyormuş. Üç arkadaş hayretler içinde kalmışlar. Sanki odanın içinde güneşten bir parça varmış. Parıl parıl parlıyormuş oda. Çil çil altınlar, küme küme duruyorlarmış yerlerde. Yakutlar, elmaslar, inciler…

Çılgına dönen adamlar öücevherlerin içine atmışlar kendilerini. “Zengin olduk, zengin olduk” diye bağırıyorlarmış. Bir süre sonra yorulmuşlar ve bir köşeye oturmuşlar. Birisi;

-Bu mücevherleri nasıl taşıyacağız, diye sormuş.

Diğeri ibir fikir atmış ortaya:

- Ben şehre gideyim. Siz burada bekleyin. Atları alıp hemen dönerim. Sonra da hep beraber yola koyuluruz.

Bu fikir kabul edilmiş. İkisi beklemeye başlamışlar, üçüncüsü şehre doğru yola çıkmış. Giderken aklına öyle kötü düşünceler girmiş ki; arkadaşlarını öldürmeye karar vermiş. Şöyle düşünmüş:

- Neden o kadar parayı üçe böleyim ki? Paranın tamamı benim olabilir.

Bu düşünceden bir türlü vazgeçemiyormuş. Eve varınca karısına;

- Artık çok zengin olacağız, demiş. Hemen tencereler dolusu yemek hazırla. Arkadaşlarım acıkmıştır. Onlara götüreceğim. Ben çarşıya gidiyorum, almam gerekenler var.

Adam evden çıkmış, tanıdığı ne kadar kişi varsa bir bir ziyaret etmiş. Atlarını bir süre için ödünç almış. Eve dönerken kuvvetli bir zehir satın almayı da unutmamış. Heyecanla eve gelmiş, karısının yemekleri hazırladığını görünce daha bir heyecan kaplamış yüreğini.

Karısı görmeden cebindeki zehiri çıkarmış, yemeklere koyup bir güzel karıştırmış. Daha fazla zaman kaybetmeden yemekleri yanına almış ve atlarla yola çıkmış. Giderken de düşüncelere dalmış:

- Şimdi arkadaşlarım ne çok meraklanmışlardır. Pek de acıkmışlardır. Kimbilir nasıl da yiyecekler bu lezzetli yemekleri. Ben de onları seyredeceğim. Yaşasın hazinenin tamamı benim olacak. İkisini de öldüreceğim.

Fakat hazinenin yanında kalan iki arkadaşı da boş durmamışlar. Onların da akıllarında kötü düşünceler gezinmekteymiş. Aralarında şöyle konuşmuşlar:

- Gelir-gelmez onu öldürmeliyiz. Neden hazineyi üçe bölelim ki? İkiye böleriz daha çok paramız olur.

Heyecanla bekliyorlarmış. Biri kapının sağ köşesine, diğeri kapının sol köşesine yerleşmiş. Saatler geçmiş aradan ve nihayet atların nal seslerini duymuşlar. Adam da arkadaşlarına seslene seslene geliyormuş:

- Ben geldim. Güzel güzel yemekler getirdim size.

İçeriden sevinç çığlıkları yükselmiş, fakat yerlerinden kımışdamamışlar:

- Hoşgeldin, sevgili dostumuz. Gözümüz yollarda kaldı. Nerelerdeydin? Bizi merakta bırakman hiç doğru değil.

Adam yavaş yavaş odaya doğru yürümüş. Tam kapının ağzına gelmiş ki; ikisi birden adamın üzerine atlamışlar. Bir çırpıda öldürüvermişler arkadaşlarını. Hiç de üzülmemişler bunu yaptıkları için. Güle-oynaya yemekleri önlerine çekmişler. Başlamışlar afiyetle yemeye. Fakat pek kısa bir aradan sonra zehir etkisini göstermiş. İkisi de ne olduğunu anlayamadan son nefeslerini vermişler.

Böylece hazineye üçü de sahib olamamış. Açgözlülükleri yüzünden hazinenin tamamını kaybetmişler. Paylaşmanın ne kadar güzel, insanları sevmenin ne kadar yüce bir duygu olduğunu hiçbir zaman öğrenemedikleri için canlarından olmuşlar. Bu hayatta paradan güzel öyle çok şey var ki…

Kaynak

 

Yorumunuzu Ekleyin
Akıllı İhtiyar

Yaşlı bir adam emekliye ayrılır ve kendine bir lisenin yanında küçük bir ev alır. Emekliliğinin ilk bir kaç haftasını huzur içinde geçirir ama sonra ders yılı başlar.

15,368 Okunma 1 Yorum 16/04/2013 01:18:43 16/04/2013 01:19:35

Dört Mum

Dört mum yavaşca yanıyordu...

15,229 Okunma 0 Yorum 16/04/2013 01:26:29 16/04/2013 01:27:12

Açgözlü Kedi

Açgözlülüğün sonu

13,115 Okunma 0 Yorum 28/02/2014 11:43:00 28/02/2014 11:44:54

Şahin Yavrusu

Bir küçük şahin yavrusunun yaşadıkları...

12,501 Okunma 0 Yorum 06/03/2014 09:19:55 06/03/2014 09:23:04

Kırk Kelleli Yılan

Okuma Becerisi Uygulaması

12,049 Okunma 0 Yorum 27/02/2014 13:32:26 27/02/2014 13:35:05

Yalan

Yalan ve korku üzerine güzel bir hikaye

11,668 Okunma 0 Yorum 17/02/2014 09:18:11 02/04/2014 09:22:37

Çivi

Özürdilensede hatalar iz bırakır

9,549 Okunma 0 Yorum 15/05/2014 10:54:00 15/05/2014 10:54:22

Önyargı

Lütfen sonucu görmeden yargılama yapmayınız.

9,302 Okunma 0 Yorum 11/05/2014 12:54:56 11/05/2014 12:55:06

Üç Soru

Üç soru ile gıybetten nasılkurtulunur?

9,063 Okunma 0 Yorum 30/04/2014 13:37:43 30/04/2014 13:45:03

Uzunkulak ile Kelebek

Bir eşşek ve kelebeğin dostluğu

8,967 Okunma 0 Yorum 02/04/2014 09:18:10 09/04/2014 09:21:27

Eşeğini Kaybeden Köylü ve Cuma Namazı

Adamın biri bir gün eşeğine buğday yükleyerek değirmene varır. Eşeğin sırtındaki buğday çuvallarını indirir indirmez eşek kaçar ve kaybolur. Adam eşeğin peşine düşerek aramaya koyulsa Cuma namazını kaçıracaktır.

8,549 Okunma 0 Yorum 30/04/2014 13:39:39 30/04/2014 13:46:17

Habib Baba ve Sultan Murat

Habib Baba, 4. Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği Allah dostlarındandır. Yaşlıdır, fakirdir, gariptir. Fakat Rabbinin katında da alemlere denk bir değerin sahibidir.

8,536 Okunma 0 Yorum 24/03/2018 18:03:51 24/03/2018 21:05:49

Her Var Olan Gözükmez

Bir grup filozof, Mevlana Celaleddin Rumi’ye gelerek birkaç sual sormak istediklerini bildirdiler.

8,476 Okunma 1 Yorum 27/03/2014 11:02:16 27/03/2014 11:04:03

Usta Ressam ve Çırağı

Usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta, öğrencisini uğurlamış. Çırağına " Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın?" demiş.

7,607 Okunma 0 Yorum 09/06/2015 11:01:26 09/06/2015 11:10:52

Kobra Etkisi

Bazen kazandığınız anda kaybetmişsinizdir.

6,112 Okunma 0 Yorum 04/10/2017 20:34:13 04/10/2017 23:36:33

Tek Ayakkabı

Bir ayakkabıcının sevgi dolu inceliği...

4,164 Okunma 0 Yorum 24/03/2018 17:59:48 24/03/2018 21:00:21

Seyit Ali ÇABUK, Seyit Onbaşı, Kocaseyit

Çanakkalenin gerçek kahramanı, Kocaseyit namı, Seyit Ali Çabuk tam adı. Çanakkale?de 276 kiloluk top mermisini tek başına sırtlayıp İngiliz zırhlısını vuran kahraman.

1,005 Okunma 0 Yorum 17/03/2019 15:36:24 17/03/2019 15:43:44

Yükleniyor...