Konular

Seyit Ali ÇABUK, Seyit Onbaşı, Kocaseyit

Çanakkalenin gerçek kahramanı, Kocaseyit namı, Seyit Ali Çabuk tam adı. Çanakkale?de 276 kiloluk top mermisini tek başına sırtlayıp İngiliz zırhlısını vuran kahraman.

Seyit Ali ÇABUK, Seyit Onbaşı, Kocaseyit

Enver Paşa tarafından çıkarılan Harp dergisinin 1915 Aralık tarihli ikinci sayısının kapağındaki resim

Köyünde onu herkes öldü bilmektedir.
Çanakkale’den Havran’daki köyüne kadar 145 kilometreyi 13 günde yayan yürür.
Geldiğinde evine giremez. Çünkü 9 yılda belki karısı, yeniden evlenmiş olabilir. Akşamdan geldiği evini sabaha kadar göz hapsine alır. Sabah koyunları çıkarmak için gelen bir akrabası ile karşılaşır.

“-Sen kimsin?
-Ben Seyidim.
-Biz seni öldü biliyoruz.
-İşte sağ döndüm. Benim hanım evli mi?
-Hayır evli değil. Bir çocuğun var içeride, çocuğu korkutursun. Bağırarak git, haberi olsun.”

Kapıdan eşinin ismini seslenir. 8 yaşında bir kız çocuğu kapıya gelir. “Anne” diyor, “kapıda sakallı biri var korktum.” Annesi geliyor kapıya bakıyor ki, adamı. “Korkma kızım o senin baban.”
Ve 9 yıl sonra kızıyla böyle tanışıyor.
O kız, sonradan nine olduğunda torunlarına, “Baba deyip de bir müddet kucağına oturamazdım” der.

 

Kocaseyit namı, Seyit Ali Çabuk tam adı.
Çanakkale’de 276 kiloluk top mermisini tek başına sırtlayıp İngiliz zırhlısını vuran kahraman.

1889'da Balıkesir'in Havran ilçesine bağlı bir orman köyü olan Manastır köyünde doğan Seyit Ali, Yörük çocuğudur.
Mavi gözlü ve ufak tefektir.
Gariban Anadolu köylüsü.
Keçi güder arada kaçak odun kömürü yapar satar.
1909’da askere gider.
1912’de Balkan Savaşı’na katılır.
1914’te Birinci Dünya Savaşı başlayınca Çanakkale cephesinde topçu eri olarak bulundu.
18 Mart1915'te Müttefik donanması Çanakkale Boğazı'nı geçmek için saldırıya geçti.

Bu sırada Seyit Ali, Rumeli Mecidiye Tabyası'nda görevlidir.

Savaşın en kritik anlarından birinde Queen Elizabeth zırhlısından atılan bir top mermisi Mecidiye Tabyası'na isabet eder. Mecidiye Tabyası'nın pozisyonu çok kritiktir. Boğazdan geçen düşman savaş gemilerini vurmak üzere oradadır. Ve hedef alınan tabyada geriye sadece iki er ve tabya komutanı kalmıştır. Bu erlerden bir tanesi Seyit Ali Çabuk'tur.
Seyit, 276 kiloluk bir mermiyi, mataforası yani vinci bozuk olan topçu bataryasına tek başına sırtlayarak yerleştirmeyi başarır.

Ve Ocean gemisini dümen sisteminden vurmayı başarır. Ocean daha sonra sürüklenir ve Nusrat’ın döşediği mayınlardan birine çarparak batar.
Bu başarısından ötürü onbaşı rütbesine yükseltilmiş bir de ödül olarak çift tayın verilmiş.
O da bir hafta sonra kursağından geçmeyince istememiş.
Seyit Ali, 1909'da gittiği askerden, 1918'de onbaşı olarak döner.
1915’teki zaferden sonra 3 yıl daha Çanakkale’de askerliğe devam eder.
1918’de terhis olur.

Seyit Ali ÇABUK, Seyit Onbaşı, Kocaseyit

Kocaseyit, harpten döndükten sonra burada köyünde kimseye savaş ile ilgili bir şey anlatmaz. 9 yılda yaşadıklarını kendine saklar. Kolay değil, yaşanan olaylar, büyük travmalar yaratmıştır muhtemelen. 1929’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir açılış için Havran'a gelir. Açılıştan sonra Havran Nahiye Müdürü’ne der ki, “Burada bir Seyit Onbaşı olacaktı onu görmem lazım.”
Ancak Havran Nahiye Müdürü, Seyit Onbaşı’nın hangi köyde olduğunu bilmez. “Buluruz tabii Paşam” deyip, Edremit askerlik şubesinden Seyit’i sordurur. 
Manastır köyünde bulunur. Şubeden 2 jandarma görevlendirilip salınır. Sabah çıkan jandarmalar akşamüstü köye gelir. Kocaseyit, dağa kömüre gitmiştir.

Jandarmalar evinin önünde akşama dek bekler. Akşam geç saatte evine gelen Seyit, jandarmayı görünce, kaçak kömür için geldiklerini sanır. Ama bozuntuya vermez. Askerlere “suçum ne ki” diye sorar. “Hayır, suçun yok biz seni bekliyoruz. Seni Paşa çağırıyor.” Seyit, sevinir.

Gece yarısı vardıklarında nahiye müdürü, Seyit’i perişan vaziyette görünce, önce onu bir güzel yıkatır, berberde saç sakal traşı yaptırır. Sabah da elbisesini verir. Atatürk’ün yanına çıktığında, biraz sohbetten sonra Paşa ‘ne istersen, iste sen büyük kahramanlık yaptın’ der.

Maaş bağlatılmasını teklif eder. Seyit Ali, “Hayır paşam" demiş, "biz görevimizi yaptık maaş için değil” der. Tek bir isteği olur Atatürk’ten, “Ben dağda kaçak odunla kömür imal ediyorum. Havran ve Edremit'te gece kaçak satıyorum. Senin emrinle o dağdaki ormancılar baltamı almasa. Rahat çalışsam, maaş da istemem”

Atatürk, nahiye müdürüne talimat verir, Seyit’e dokunulmasın diye.
Ancak iki yıl sonra yeni gelen nahiye müdürü bu emri uygulamaz, Seyit’e pek rahat verilmez.
Seyit Ali Onbaşı, bir süre daha dağda odun kömürü yapar.
Yaşlanmaya başlayınca zorlanır, Havran’da bir fabrikada hamallığa başlar.
Seyit Ali Çabuk, 1939'da 50 yaşındayken, zatürreye yakalanır ve yaşamını yitirir.
Köyündeki mezara gömülür.
Koca seyit’in öyküsü, bir yerde Türkiye’nin tüm kahramanlarının öyküsüdür...

 

Yorumunuzu Ekleyin
Akıllı İhtiyar

Yaşlı bir adam emekliye ayrılır ve kendine bir lisenin yanında küçük bir ev alır. Emekliliğinin ilk bir kaç haftasını huzur içinde geçirir ama sonra ders yılı başlar.

15,367 Okunma 1 Yorum 16/04/2013 01:18:43 16/04/2013 01:19:35

Dört Mum

Dört mum yavaşca yanıyordu...

15,228 Okunma 0 Yorum 16/04/2013 01:26:29 16/04/2013 01:27:12

Açgözlü Kedi

Açgözlülüğün sonu

13,113 Okunma 0 Yorum 28/02/2014 11:43:00 28/02/2014 11:44:54

Şahin Yavrusu

Bir küçük şahin yavrusunun yaşadıkları...

12,498 Okunma 0 Yorum 06/03/2014 09:19:55 06/03/2014 09:23:04

Kırk Kelleli Yılan

Okuma Becerisi Uygulaması

12,045 Okunma 0 Yorum 27/02/2014 13:32:26 27/02/2014 13:35:05

Yalan

Yalan ve korku üzerine güzel bir hikaye

11,666 Okunma 0 Yorum 17/02/2014 09:18:11 02/04/2014 09:22:37

Çivi

Özürdilensede hatalar iz bırakır

9,547 Okunma 0 Yorum 15/05/2014 10:54:00 15/05/2014 10:54:22

Önyargı

Lütfen sonucu görmeden yargılama yapmayınız.

9,301 Okunma 0 Yorum 11/05/2014 12:54:56 11/05/2014 12:55:06

Üç Soru

Üç soru ile gıybetten nasılkurtulunur?

9,062 Okunma 0 Yorum 30/04/2014 13:37:43 30/04/2014 13:45:03

Uzunkulak ile Kelebek

Bir eşşek ve kelebeğin dostluğu

8,965 Okunma 0 Yorum 02/04/2014 09:18:10 09/04/2014 09:21:27

Üç Arkdaşın Hazinesi

Aç gözlülüğün sonunu anlatan güzel bir hikaye...

8,855 Okunma 0 Yorum 17/04/2014 11:14:29 30/04/2014 08:55:25

Eşeğini Kaybeden Köylü ve Cuma Namazı

Adamın biri bir gün eşeğine buğday yükleyerek değirmene varır. Eşeğin sırtındaki buğday çuvallarını indirir indirmez eşek kaçar ve kaybolur. Adam eşeğin peşine düşerek aramaya koyulsa Cuma namazını kaçıracaktır.

8,547 Okunma 0 Yorum 30/04/2014 13:39:39 30/04/2014 13:46:17

Habib Baba ve Sultan Murat

Habib Baba, 4. Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği Allah dostlarındandır. Yaşlıdır, fakirdir, gariptir. Fakat Rabbinin katında da alemlere denk bir değerin sahibidir.

8,535 Okunma 0 Yorum 24/03/2018 18:03:51 24/03/2018 21:05:49

Her Var Olan Gözükmez

Bir grup filozof, Mevlana Celaleddin Rumi’ye gelerek birkaç sual sormak istediklerini bildirdiler.

8,475 Okunma 1 Yorum 27/03/2014 11:02:16 27/03/2014 11:04:03

Usta Ressam ve Çırağı

Usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta, öğrencisini uğurlamış. Çırağına " Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın?" demiş.

7,604 Okunma 0 Yorum 09/06/2015 11:01:26 09/06/2015 11:10:52

Kobra Etkisi

Bazen kazandığınız anda kaybetmişsinizdir.

6,111 Okunma 0 Yorum 04/10/2017 20:34:13 04/10/2017 23:36:33

Tek Ayakkabı

Bir ayakkabıcının sevgi dolu inceliği...

4,162 Okunma 0 Yorum 24/03/2018 17:59:48 24/03/2018 21:00:21

Yükleniyor...